-
AV. Duygu SARIDAŞ
Tarih: 09-01-2026 14:00:00
Güncelleme: 09-01-2026 14:00:00
Sevgili Okurlarım…
Öncelikle herkese sağlıklı, mutlu, tüm hayallerine kavuşacağı, keşkelerinin olmayacağı, ülkece güzel günler göreceğimiz bir yıl dilerim.
Kesin deliller olan senet, yemin ve kesin hükmü inceledikten sonra, sıra geldi takdiri delillerden tanık deliline.. Tanık, çoğumuzun diğer delillere nazaran daha fazla aşina olduğumuz delillerden. Zira çoğu kişi neredeyse hayatından bir kez bir dosyada tanıklık yapmakta, tanıklık yapmasa dahi birinin tanık olarak gösterildiğine ve dinlendiğine şahit olmaktadır. Kimi kişiler vicdanının sesini dinleyerek ve biraz da “yarın öbür gün benim de başıma gelebilir” düşüncesiyle bir yakınının davasını aydınlatmak için gönüllü olarak adını tanık listesine yazdırmaktayken, hiç haberi olmaksızın bir dosyada tanık olarak gösterilmiş kişilerin kendilerine Mahkeme’den gelen duruşma davetini içerir tebligatla birlikte “ne oluyor, bu nedir?” diyerek panik içinde bize veya Mahkemeye koştuğu senaryo da yadsınamaz derecede fazla karşımıza çıkmaktadır.
Belirttiğimiz gibi tanık, takdiri bir delildir. Önceki anlatımlarımızdan hatırlanacağı üzere, kesin deliller hakime takdir hakkı tanımayıp kesin delilin varlığı halinde o olgunun ispatlanmış sayılması gerekmekte iken, takdiri deliller ancak kesin delillerle veya diğer destekleyici takdiri delillerle birlikte değerlendirilebilecek olup hakim tanık beyanlarını serbestçe değerlendirebilecek ve hükme esas alıp almamaya vicdani kanaati ile karar verebilecektir.
Tanık beyanlarının değerlendirilmesi hakime geniş bir takdir hakkı tanıdığından, hukuk güvenliği gereği hakimin tanık beyanlarını özenle irdelemesi, belli şartları sağladığından ve diğer delillerle desteklendiğinden emin ise hükme esas alması gerekmektedir. Şöyle ki, tanıklık edecek kişinin öncelikle ayırt etme gücüne sahip olması ve yaş ile akıl sağlığı itibariyle beyanlarına itibar edilebilir durumda bulunması gerekmektedir. Bununla birlikte dosyanın taraflarına belli bir akrabalık derecesi ile bağlı olan kimseler tanıklık etmeye zorlanamayacağından hakim tarafından bu kişilerebeyanının alınmasından önce tanıklık etmeyebileceği veya yeminsiz dinlenebileceği hatırlatılmalıdır. Hakim tanığa sorular sorarak olayı aydınlatmasını sağlayabilecektir. Yine taraflar veya vekilleri de duruşma düzenine riayet ederek tanığa soru yöneltme hakkına sahiptir. Tanık beyanlarının hükme esas alınabilmesi için beyanların diğer deliller ile uyumlu olması, hayatın olağan akışına ve mantık kurallarına uygun olması, tarafların veya diğer tanıkların beyanları ile ya da dosyadaki diğer deliller ile çelişmemesi gerekmektedir. Tanık beyanlarının çelişkili olduğu kanaatine varıldığında hakim tanığa sorular sorarak çelişkili hususun aydınlatılmasını sağlayabilecektir.
Tanığın taraflar ile arasında husumet bulunup bulunmaması da beyanlarına riayet edilmesi noktasında önemli bir etkendir. Husumetli tanık beyanları her durumda göz ardı edilmek zorunda olmamakla beraber bu tanıkların beyanlarına temkinli yaklaşılmalıdır. Hukuk yargılamasında fazla mesainin tespiti gibi bazı konularda husumetli tanık beyanları ile husumetli olmayan tanık beyanlarının delil kabiliyeti ve hesaplamalara etkisi farklıdır.
Hukuk yargılamasında, usul hukuku ilkeleri gereği taraflar yalnızca bir kez tanık listesi verebilecek olup yargılamanın ilerleyen aşamalarında tekrar tanık bildirmeleri mümkün değildir. Bununla birlikte hakim yalnızca taraflarca bildirilen tanıkları dinleyebilecek olup kendiliğinden bir tanık çağırması söz konusu değildir. Ancak ceza yargılamasında böyle bir kural bulunmayıp, taraflar yargılamanın her aşamasında tanık bildirebileceği gibi hakim de gerçeğin açığa çıkarılmasına faydası olacağını düşündüğü kişileri tanıklık yapmak üzere Mahkemeye çağırabilmektedir.
Son olarak, tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunması yalan yere tanıklık suçunu meydana getirmekte olup tanık olarak Mahkeme huzuruna çağrılan kişinin bu hususu göz ardı etmemesi gerekir.
Herkese iyi seneler dilerim.