beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İNANÇLI İŞLEM

         Sevgili Okurlarım…

 

      Bir tarafın belli bir menkul veya gayrimenkul malın mülkiyetini, çeşitli sebeplerle sonradan kendisine geri verilmek üzere bir başkasına devretmesi durumu hukukumuzda inançlı işlem olarak adlandırılmaktadır. Konunun hukuki tanımını ve kurallarını bilmeden aslında günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bu durumun hukukumuzda bir yansıması da vardır. Taraflar bazen bir menfaat elde etmek, bazen de inançlı işleme konu malı koruma altına alabilmek için bu yola başvurabilmektedir. Malını devreden kimse bu ilişkide “inanan”, mal kendisine devredilen kimse ise “inanılan” olarak adlandırılmaktadır. Taraflar arasındaki bu ilişki ciddi bir güven esasına dayanmaktadır.

 

           Örnekleri sınırlı olmamakla birlikte, bu durumu çoğunlukla inanan kişinin inanılana bir borcun ya da hukuki ilişkinin teminatını vermek istemesi durumunda veya inanılan kişinin üzerinde görünürde bir durum yaratmak gibi durumlarda görmek mümkündür. İnanan kişinin borçlu olduğu örneğinde inanan kişi kendisine ait malvarlığı üzerinde inanılan lehine bir ipotek hakkı tesis etmek yerine doğrudan malvarlığının mülkiyetini inanılan kişiye geçirmektedir. Bu yönden inançlı işlem ile inanılan kişi üzerinde mülkiyet hakkı tesis etmek suretiyle çok güçlü bir hak yaratılmaktadır.

 

Ancak her ne kadar bu yolla inanılan kişi üzerinde doğrudan mülkiyet hakkı kurulmaktaysa da, inanılan kişi inanç sözleşmesi gereği mülkiyet hakkının tüm yetkilerine sahip değildir. Zira inançlı işlem, kanunlarımızda düzenlenmiş olmayıp kaynağını 1947 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı başta olmak üzere aynı minvalde devam eden Yargıtay kararlarından almaktadır. Anılan Yargıtay kararlarına göre, inançlı işlemin geçerli sayılabilmesi için taraflar arasında bir inanç anlaşması bulunması gerekmektedir. İnanç anlaşması, tarafların inançlı işlem kapsamında devredilecek şeyi, inanılanın devredilen malvarlığını hangi şartlarda muhafaza edeceğini ve hangi şartlar gerçekleşince inanana geri vereceğini belirleyen bir anlaşmadır. Bu anlaşma kapsamında inanılan kişi kendisine devredilen malvarlığını uygun şartlarda muhafaza etme, çoğunlukla satmama ve inanana geri verene kadar koruma, şartlar gerçekleştiğinde de inanana devretme borcu altına girerken, inanan da bu sözleşme ile şatlar gerçekleştiğinde inanılana devrettiği malvarlığının iadesini isteme yönünde alacak hakkı elde etmektedir. Bu durumda, inanç sözleşmesi ile kararlaştırılan şartlar gerçekleştiğinde inanılanın inanç konusu malvarlığını inanana iade etmemesi halinde inanan dava yolu ile malvarlığının kendisine devrini talep edebilecektir.

 

 

Lakin bu yolla mülkiyet hakkı gibi ciddi bir hak tesis edildiğinden, Yargıtay yapılacak inanç sözleşmesinin geçerli olması için yazılı yapılması şartını aramaktadır. Yazılı yapılacak sözleşmede bir şekil şartı bulunmayıp sözleşmenin tarafların iradelerini ortaya koyması ve tarafların imzalarını taşıması yeterlidir. Yazılı ispat şartı bulunduğundan, inançlı işleme dayalı davlarda tanık dinlenmesi mümkün değildir. Ancak hukukumuzda “delil başlangıcı” olarak tabir edilen whatsapp mesajı, e-mail yazışması, kendisine inanılan kişini elinden çıkmış ve o kişinin imzasını içeren adi yazılı belge gibi ispata yarar belgelerin mevcut olması halinde kesin ispatı sağlamasa dahi destekleyici delil olarak tanık dinlenmesi mümkün olacaktır. İnançlı işleme dayalı davalarda yazılı delil veya delil başlangıcının da bulunmadığı hallerde inançlı işlem iddiasının ikrar veya yemin gibi kesin delillerle ispatlanması da mümkündür.

 

 

Herkese iyi haftalar dilerim.

Bu yazı 904 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum