içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kadınların Cumhuriyet’teki Yeri

Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçiminin değişimi değil; aynı zamanda bir toplumun yeniden doğuşu, bir kadının ayağa kalkış hikâyesidir. 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet, Türk kadınına sadece haklar kazandırmadı, aynı zamanda saygınlık, kimlik ve özgüven kazandırdı.

Osmanlı döneminde sosyal hayatın birçok alanından uzak tutulan kadınlar, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte eğitimden siyasete, sanattan bilime kadar her alanda yer almaya başladı. Atatürk, “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadını kadar emek vermedim diyemez,” derken, Türk kadınının Kurtuluş Savaşı’ndaki fedakârlığını ve gücünü vurgulamıştı.

Cumhuriyetle birlikte kadına verilen değer, inkılaplarla somut hale geldi. 1930’da belediye seçimlerinde seçme hakkı, 1934’te ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu, o dönemde birçok Avrupa ülkesinden bile önce atılmış büyük bir adımdı. Kadın artık sadece evin değil, ülkenin geleceğinde söz sahibi bir bireydi.

Cumhuriyet, Türk kadınına “Sen de varsın!” dedi.
Ve kadın, o günden sonra her alanda var oldu:
İlk kadın öğretmenlerimiz, doktorlarımız, pilotlarımız yetişti. Sabiha Gökçen gökyüzünde özgürlüğü temsil ederken, Afet İnan bilimin ışığında kadınların yerini tarihe kazıdı. Kadınlarımız yeri geldi tarlada üretime katıldı, yeri geldi mecliste yasalar yaptı.

Bugün 102 yıl sonra, Cumhuriyet’in bize bıraktığı en büyük miraslardan biri olan kadın-erkek eşitliği bilinci hâlâ en güçlü dayanağımız olmalıdır. Çünkü Cumhuriyet’in ruhu, kadının özgürleşmesinde saklıdır. Kadınların eğitimde, iş yaşamında, siyasette, sanatta ve toplumun her alanında eşit fırsatlara sahip olması, Atatürk’ün emanet ettiği “çağdaş medeniyet” seviyesine ulaşmanın temel şartıdır.

Kadın güçlü olursa, toplum güçlü olur.
Kadın özgür olursa, Cumhuriyet sonsuza dek yaşar.

Bu nedenle, Cumhuriyet’in 102. yılında bir kez daha hatırlamak gerekir:
Kadın, Cumhuriyet’in temel direğidir.

Yaşasın kadınlarımız, yaşasın Cumhuriyet!

Bu yazı 3473 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum