içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

HAYATIN KAYNAĞI

"Hayatın kaynağı nedir?" diye soran birine, eminim hepiniz “Su!” diye haykıracaksınız. Çünkü hayatın başlangıcı su ile olur. Susuz bir hayatı sürdürmemiz imkânsız olduğunun hepimiz farkındayız. Tüm su kullanıcılarının, yürürlükteki kurumsal düzenlemeler çerçevesinde suyun tedariki veya kalitesine yönelik taleplerinin tam olarak karşılanamadığı durumlara su kıtlığı, su stresi, su krizi, su sıkıntısı veya su eksikliği denir.

Yaz mevsiminin kurak geçmesi sonucu, gündelik hayatımızda kullandığımız suları biriktiren barajlardaki doluluk oranı maalesef çok aşağılara iniyor. Bu durumda önce çiftçimizin tarlalarına ektikleri ürünlerde kısıtlamaya gidiliyor, sonra da şehirlerde ve köylerde su kesintileri gündeme geliyor. Hepimiz artık barajlardaki doluluk oranlarını takip eder olduk.

Peki, yağışlar bu kadar kıt olursa Türkiye ne zaman su kıtlığı çeker? Uzmanlara göre ve DSİ verilerinin ışığında, kişi başına düşen yenilenebilir su miktarının 1.000 metreküp/yıl altına inmesiyle birlikte, su kıtlığı 2030-2035 yılları arasında belirginleşecektir. Dünyada en çok su sıkıntısı çeken beş ülke ise Bahreyn, Kıbrıs, Kuveyt, Lübnan, Umman ve Katar'dır.

Peki, su kıtlığını mümkün olduğunca erteleyebilmek için neler yapabiliriz?

Su kıtlığına karşı alınabilecek önlemler:

  • Suyun verimli kullanımı: Hem yerel hem de küresel anlamda su kaynaklarının verimli kullanılması önemlidir. Bulaşık ve çamaşırların makinede yıkanması, makinelerin tam dolması beklenmeden çalıştırılmaması en doğru davranış şeklidir.
  • Su ayak izini küçültmek: Su kullanımını azaltmak ve tatlı su kaynaklarının kirlenmesine neden olan tek kullanımlık plastikleri azaltmak önemlidir. Bunun yerine hepimizin doğa dostu su mataraları taşıması bu sorunu azaltabilir.
  • Altyapıya destek olmak: Altyapı yetersizliği nedeniyle büyük oranlarda su israfı yaşanmaktadır.
  • Atık suyu arıtmak: Kullanılmış suların geri dönüştürülerek tekrar kullanılması su tasarrufuna katkı sağlar.
  • Alternatif enerji ve su kaynaklarına yönelmek: Farklı enerji kaynaklarının kullanılması, su tüketimini azaltabilir.
  • Yağmur suyu hasadı: Binaların çatılarından akan yağmur sularını depolarda biriktirip tuvaletlerde ya da bahçe sulamalarında kullanmak su israfını önemli ölçüde azaltabilir.

Bugün dünyada 2 milyar insan kirli su içiyor, 700 milyon insan su kıtlığı çekiyor ve 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının su kıtlığı yaşayacağı öngörülüyor.

Bu nedenle, su kıtlığının sonuçları ve etkileri üzerinde ciddi şekilde durmalı, su kıtlığındaki bireysel payımızı azaltmak için önlemler almalıyız.

Su, yaşamın sürdürücüsü ve bereket kaynağıdır.
Hastalıkları iyileştiren, bereketi temin eden, yeniden doğuşa vesile olan ve günahlarımızdan arınmamıza yardımcı olan en kıymetli dostumuzdur. Gelecek nesillerimize de ihtiyaçlarına yetecek kadar, hatta daha fazlasını bırakmak için hem bireysel hem toplumsal düzeyde suya sahip çıkmalı ve asla israf etmemeliyiz. Kullandığımız suyu ikinci kez kullanabilmenin yollarını aramalıyız.

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum; biliyorsunuz ki bu da susuz olmaz.
Saygılarımla…

 

Bu yazı 1417 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum