-
SERCAN İREVÜL
Tarih: 29-10-2025 15:09:00
Güncelleme: 29-10-2025 19:39:00
Cumhuriyet; geçmişten geleceğe uzanan, kökleri mücadeleyle beslenmiş bir ağaç gibidir. Bu ağacın en taze, en umut dolu dalları ise gençlerdir. Çünkü Cumhuriyet, bir neslin değil, gelecek kuşakların eseri olarak inşa edilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti gençliğe emanet ederken bir gerçeği çok iyi biliyordu: Bir milletin teminatı, gençliğinin fikrinde, vicdanında ve yüreğinde yatar. Gençlik, geçmişin mirasını taşırken geleceğin sorumluluğunu da omuzlarında hisseden en dinamik güçtür.
Bugün biz gençler, 1923’te atılan o büyük adımın mirasçılarıyız. Ancak bu miras sadece bir bayrak devri değildir; aynı zamanda bir sorumluluk devridir. Cumhuriyet’i anlamak, onu yaşatmak ve çağın gerekliliklerine göre ileriye taşımak bizlerin görevidir. Çünkü Cumhuriyet sadece bir yönetim biçimi değil; düşünmenin, sorgulamanın, üretmenin ve özgürce yaşamanın adıdır.
Atatürk’ün “Ey Türk gençliği!” diye başlayan hitabesi, aslında bir çağrıdır:
Uyanık ol, sorgula, koru ve geliştir.
Cumhuriyet, senin ellerinde yükselecek; senin bilginle, emeğinle, vicdanınla güçlenecek.
Bugünün gençliği, bilgi çağında yaşıyor. Teknolojiyi kullanan, dünyayı takip eden, ama köklerinden kopmayan bir gençlik… İşte Cumhuriyet, tam da bu gençliği hayal etmişti.
Zorluklar karşısında yılmayan, ülkesine sahip çıkan, adaletin ve eşitliğin savunucusu bir gençlik…
Cumhuriyet, bize özgür düşünme cesareti verdi. Şimdi görev bizde: Bu emaneti daha ileriye taşımak, bilimin, sanatın, insanlığın ışığında büyütmek.
Unutmayalım;
Bir milletin geleceği, gençlerinin elindedir.
Cumhuriyet’in geleceği de, biz gençlerin yüreğinde yaşamaktadır.
Yaşasın gençlik, yaşasın Cumhuriyet!